Özgür Yener         |   Üye Girişi  |   English  |   Español  |   Şu anki ziyaretçi sayısı: 95  |    
Google Translate
  Özgür Yener - Ana Sayfa   Facebook   RSS  
21 Şubat 2019 / 19:03:56
 
Üye Olun, Mail Listemize Katılın
Adınız:
Soyadınız:
E-postanız:
 
 
SON YAZILAR
● 2015 Dizin Resim Sergisi Metni
● Çıplaklar Üşüyor
● Banliyö
● ÇAĞ'daşım
● Çatırtı
ARŞİV
● 2010 (9)
● 0 (1)
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
● duyuru (0)
● sanat (4)
● toplum ve yaşam (6)
 


   2015 Dizin Resim Sergisi Metni
29.01.2015
Bir önceki Vakitsiz Vakitlerim sergimde "yansımalar" kavramı ile izleyicilerime sunduğum araştırmalarımda toplumun bütünlüğünü/parçalanamazlığını ifade etmiş, temel olarak üç olguyu vurgulamıştım: benlik dürtüleri, bu benlik dürtüleri ile oluşan insan şekillenmeleri ve bu şekillenmelerin saf gerçeği ve doğayı örtüp tüketmeleri. Ayrıca, gördük ki toplum dediğimiz bu oluş içindeki bir parçayı çıkarıp aldığınızda bütün matematiksel denge çöküşe uğramaktadır.

Bugün vardığım noktada "bitişiklik ve etkisellik" şeklinde adlandırdığım bulgularım olan somut objeler arasındaki asimetrik ilişkileri, uzay-zaman düzleminde formüle edip bilinen adıyla "ağ teorisi" kapsamında görsel hafızaya öneriler şeklinde sunabilmeye çalışmaktayım. Dolayısıyla izleyiciyi mekandan koparıp varlığın ne olduğunu, saf uzay-zamanın yokluk realitesinde anlamın nasıl doğduğunu ve fakat anlam doğuşuyla gerçeğin de bir o kadar nasıl perdelendiğini ortaya koymaya çalışıyorum.

Canlı olmanın getirdiği dürtüler uzayı ve zamanı parçalar. Dürtülerin etkileşimi ile oluşan bu parçalanma, varoluşu düşünülebilir yani anlaşılır kılar ve insanı kendini sorgulayan bir varlık haline getirir. Kendi penceremden görüp formüle ettiğim ağ teorim ile bu sorgulamaya katkıda bulunmaktayım. Geliştirdiğim 'bitişiklik ve etkisellik' önermemde, insanın, egolarla biçim bulan bir yapıyı bu sorgulayıcılığına rağmen ironik bir şekilde yasallaştırarak "dizin"i esnetip bozduğunu vurgulamaktayım.

Eserlerimde bu anlatımı ters bakıştan hareket edip tümevarış bir metotla dile getirmekteyim. Uzay-zamanı parçalayan dürtüleri simgeleyen uzuvlar birbirinden ayrıdır çünkü izleyici gözünde birer beden halinde tezahür eden şey, aslen sadece birer uzuvlar bileşkesidir. Diğer bir deyişle birey, tek bir motivasyon ile değil, istek ve arzuların çeşitliliği ve kontrol edilemezliği ile karşı karşıyadır.

Birbirini geliştirip destekleyen sıralı öğeler tablosu olarak günlük dile tercüme edebileceğimiz 'dizin'in üyeleri yani bireyler, dizin üyeleri olmaları sebebiyle kendilerine has misyonlara sahiptir. Ancak, bu misyonların gerektirdiği davranışlar belli bir hareket alanına ihtiyaç duyar ve bireyler birbirlerinden uzaklaşır, toplum dediğimiz oluşum ortaya çıkar.

Uzaklaşma, kimi egolara alan açar. Egoyu besleyen arzular birey bilinci tarafından değil, bu uzaklaşma sonucu oluşan boşluklar yani toplum içinde kendilerine bırakılan ya da bırakılmayan boş alanların şekil ve miktarı tarafından kontrol edilir. Gözlemlerimi resmedip yorumu izleyicilere bıraktığım gibi, bu duruma da "dizin" adını veriyor ve bu kelimenin önüne eklenecek sıfatı izleyiciye bırakıyorum.

Toplum içinde bazen kalabalık ve kargaşa kesitleri sunan dizin üyesi bireylere ait kimi uzuvların aşırı hareket halinde olup birey egosunu zirveye taşıdığı görülebilir. Kimi bireylerde kimi uzuvlar ise körelmiş, yer bulamamış ya da daha baskın olan bir başka birey uzvu tarafından yok edilmiştir, ezilmiştir. Bunu bertaraf etmek adına ihtiyaç duyulan yeni alanları açmaya yeltenmek, bütün dengeyi yani toplumu ortadan kaldırır çünkü mevcut hal çerçevesinde bireyler aralarında dinamik bir "ağ" kurmuşlar ve birbirleri sayesinde işlev görmektedirler. Bu zorunlu asimetrik bitişiklik ve etkisellik sonuçta saf realiteyi, doğanın gerçekliğini örter ve tüketir.

Eserlerin yaratımında, toplumsal baskı ve hoyratlıkları geometrileştirme arayışları mevcuttur. Bu arayışlar sonucu obje kenarları halinde görüntü kazanan matematiksel patlamalar daha önce hiç yapılmamış bir cüretle hesaplayıp denediğim uygulamalardır. Gördüğüm toplum-birey yapılanmasını konstrüktif bir anlayışla ve teknik bakımdan geleneksel bir tavırla resmederken, renk olarak kabul edilmeyen beyazı vahşi bir şekilde uygulayarak, genel kanaatlerin ne kadar aksi tarafında bir yerlere ulaşmış olduğumu iletmekte, önermem kapsamındaki resimlerim.

Araştırmalarımın yeni safhası, düşünsel zonların toplum üzerindeki etkilerinin bendeki tezahürü olacak. Ruh ve düşün dünyası ile dürtüler arasında gözlemlediğim örtüşme şekilleri üzerine tespitlerimi tuvallerimde hep birlikte müşahade edeceğiz.
Devamını oku ]
SERGİLER
YAPITLAR
VİDEOLAR
 
YAZI…
Çıplaklar Üşüyor
Öyle ya yanında birisinin ayağının kaydığını görürsen
- "Hop!", tut onu…
- "Aman aman!"
- "Az daha kayıyordun ha!…"

Bir defasında, patikada yürürken ayağım kaydı da arkadaşım tutmuştu bir anda kolumdan. Son anda kurtulmuştum kafayı kolu kırmaktan. Her seferinde……
Devamı için tıklayın ]
 
 
Copyright © 2010 Özgür Yener.
Tüm hakları mahfuzdur. Bu sitede yer alan Özgür Yener'in şahsına ait veya telif hakkına tabi bilgi, fikir, ürün ve görseller yazılı izin alınmadan hiçbir surette yeniden kullanılamaz. Ancak, link vermek kaydıyla referans amaçlı olarak kullanılabilir.
 |   Ana Sayfa  |  Özgeçmiş  |  Fotoğraflar  |  Portreler  |  Yapıtlar  |  Makaleler  |  Sergiler  |  Karma Sergiler  |  Kişisel Sergiler  |  Kişisel Koleksiyonlar  |  Kurumsal Koleksiyonlar  |  Müze Koleksiyonları  |  Sanatçı Koleksiyonu  |  Yayınlar  |  Basın Arşivi  |  Görselbank  |  Videolar  |  Atölye  |  İletişim  |  Yeni Yapıtlar  |  Banliyö  |  Art Center  |  Hesabım  |